
Kadın olmak ve ilerleyen yaş en önemli risk faktörleridir. Diğer risk faktörleri ise orta derecede artmış risk faktörleri ve ileri derecede artmış risk faktörleri olarak ikiye ayrılır. Aşağıda risk faktörleri 2 gruba ayrılmış olarak görülmektedirler.
Orta derecede artmış faktörler
İleri derecede artmış faktörler
Meme kanserinin kuvvetli bir ailesel kümelenme gösterdiği bilinmektedir. Meme kanseri olan kadınların %20’sinde aile öyküsü pozitiftir. BRCA1 veya BRCA2 mutasyonu bu hastaların çoğunda saptanabilir.
Aile öyküsü meme kanseri açısından önemli bir risk faktörüdür. Birinci derece akrabaların birinde meme kanseri olması, meme kanser riskini 1.8 kat arttırırken, ikisinde meme kanseri olması bu riski 2.9 kat arttırır.
Meme kanseri riski yaş ile beraber doğru orantılı olarak artar. Meme kanseri görülme yaşı incelendiğinde sekiz kadından birinin 45 yaşının altında, üçte ikisinin ise 55 yaşın üzerinde olduğu görülmektedir.
Östrojen hormonuna maruz kalma süresinin fazla olması meme kanseri riskini arttırır. Erken menarş, geç menopozun meme kanserine yakalanma riskini arttırması bu sebepledir.
Gebelikle ilişkili olan meme epitelinin terminal diferansiasyonu meme kanseri gelişmesinde koruyucudur. Bu nedenle anne olmamak, kadınlarda meme kanseri gelişmesinde %1.2 – 1.7 oranında artışa sebep olur.
Yüksek sosyoekonomik düzeye sahip kadınlarda meme kanseri gelişme riski 2 kat artmaktadır. Bunun reprodüktif alışkanlıklardaki değişiklik nedeniyle ortaya çıktığı düşünülmektedir.
Hayatın ilk 30 yılında radyasyona maruz kalmak meme kanseri riskini arttırmaktadır. Özellikle memenin aktif olarak geliştiği 10-14 yaşlarında radyasyona maruz kalmak önemli bir risk faktörüdür. 45 yaşından sonra alınan radyoterapi ve radyasyonun meme kanseri riskini arttırmadığı öngörülmektedir.
Hormon replasman tedavisi alan kadınlarda kullanılan hormon tedavisinin tipinden bağımsız olarak meme kanserine yakalanma riskini artmaktadır.
Alkol kullanımının serum östradiol düzeylerini yükselttiği bilinmektedir. Birçok çalışmada orta düzey (günlük 1-2 kadeh) alkol alımının muhtemelen östradiol artışına bağlı olarak meme kanseri insidansını %30-50 oranında arttırdığı gösterilmiştir.
Beslenme alışkanlığı ile meme kanseri ilişkisine bakıldığında yağ içeriği yüksek besinlerin uzun süre yenmesi serum östrojen seviyesini yükseltmekte ve meme kanseri riskini arttırmaktadır. Yine haftada 5 kez ve fazla kırmızı et yenilmesinin meme kanseri riskini arttırdığını gösteren yayınlar mevcuttur.
Kafein ile meme kanseri gelişme riski arasındaki ilişki gösterilememiştir.
Sigara ile meme kanseri gelişmesi arasındaki ilişki ise çelişkilidir. Çalışmalarda farklı sonuçlar görülmüş, bir fikir birliğine varılamamıştır.
Meme yoğunluğu arttıkça meme kanseri görülme riski artar. Gençlerde hormon maruziyetinde meme yoğunluğu artar ve mamografik değerlendirme zorlaşır.
Vücut kitle indeksi (BMI) ile meme kanseri gelişme riskinin doğru orantılı olarak arttığı görülmektedir. BMI>30 olan kadınlarda meme kanseri görülme oranı, BMI<30 olanlara göre daha sıktır.
Bir memesinde meme kanseri olan kişilerde diğer memede kanser gelişme riski artar. In situ lezyonlarda meme kanseri riski 10 yıllık süreçte %5’tir. İnvaziv lezyona sahip kadınlarda ise risk yıllık %0.5-1 arasında artar.
Non steroid anti inflamatuar ilaç kullanımının meme kanseri üzerine risk azaltıcı etkilerinin olduğunu bildiren yayınlar olsa da bilgiler çelişkilidir.
Gece ışığa maruz kalmanın meme kanseri riskini arttırdığını öne süren yayınlar mevcuttur. Gece çalışmanın melatonin oluşumunu süprese ettiği ve bunun meme kanseri riskini arttırdığı hipotezi ileri sürülmüş fakat kanıtlanamamıştır.